by Nicole Yang / Çeviri: Yılmazcem Özardıç
Bu yazı ilk olarak 8 Ağustos tarihinde boston.com’da yayınlanmıştır.
Belki hiçbir zaman ilk beş oyuncusu olmadı ama Nate Robinson’ın NBA kariyeri unutulmaz anlarla dolu. 3 kere Smaç Şampiyonu oldu, 3 kere 40 sayıdan fazla attı ve bir keresinde 1.75’lik boyuyla 2.29’luk Yao Ming’i blokladı.
Ancak favori anısı çaylak yılında gelmiş.
“Allen Iverson’ın üstünden attığım maç kazandıran basket. Muhtemelen her şeyin üstünde o an.”
Knicks ile Sixers arasındaki uzatmaya giden maçta skor berabere idi ve süre bitmek üzereydi. Stephon Marbury topu hücuma taşıdı ve Robinson’a verdi. O da kaldırıp üçlüğü potaya yolladı. Top deliksiz şekilde potadan geçerken Madison Square Garden adeta patlıyordu.
“Top parmaklarımı terk ettiğinde gireceğini biliyordum” diyor Robinson ve devam ediyor, “Kafamdaki düşünce, ‘Sadece topun gitmesine izin ver’ idi. Hızlı şekilde topu çıkarmanız lazım çünkü Iverson’ın kolları uzundur. Hatta blokluyordu o topu neredeyse. Marbury’den gelen topu gördü, bana doğru hamle yaptı, ben şutu soktum ve hayatım sonsuza kadar değişti.”
Robinson maçtan sonra Iverson’a en iyi kolluğunu almak istediğini söylemiş. Iverson da Robinson’ı kırmamış. O dönemlerde Robinson kendi ismini NBA mecrasında duyurmaya çalıştığını söylüyor. Daha sonra Robinson tam 8 NBA takımının formasını giydi.
Robinson ilk playoff deneyimini Celtics formasıyla yaşadı. 2010’da Boston’a gitti ve Büyük Üçlünün ikinci Finaline yetişti. Çok fazla dakika alamadı ama Doğu Finalleri 6.maçında Rondo sakatlanınca 13 dakikada 13 sayı attı.
“O macera, o dönem hep hatırlayacağım bir zamandı. O günleri çocuklarım ve torunlarıma anlatabilirim” diyor Robinson, “Çok iyiydi. Celtics, birinci sınıf bir takım. Her şeyi birlikte yapıyorduk. Oradaki kardeşlik harikaydı. Bunu her zaman her takımda bulamazsınız.”
Robinson, Boston’daki günlerinde Ray Allen’la ayakkabı koleksiyonu üzerinden arkadaşlık geliştirdiğini ve daha sonra bunun ilerlediğini ifade ediyor.
“Allen’ın oyunundan bazı şeyleri alıp kendi oyunuma katmak istiyordum” diyor Robinson ve devam ediyor, “Onun çalışma azmini, şutlarını, koşu çalışmalarını gördükçe, çalışkanlığını örnek alarak kendi oyunuma eklemeye çalıştım.”
“Onun koşu yaptığını görürsem ben de katılıyordum. Sonra birlikte şut atıyorduk. Benim şut stilime çok katkıları oldu. Her zaman iyi bir takım arkadaşıydı. Hatta birkaç kere onu şut yarışmalarımızda yenmiştim. Bunu kimse bilmez ama tarihin en iyi şutörlerinden birine karşı bunu başarmıştım.”
Robinson 2011’de Thunder‘a takas edildi ancak takasından önce ‘neredeyse öldüğü’ o olayı yaşadı. Paul Pierce, Knicks‘e karşı maç kazandıran basketi atıp sevinmeye başladığında Robinson da sevince katılmak istedi ve sırtına atladı. Ancak Pierce umursamıyordu ve Robinson korkutucu şekilde düştü.
“O gün ölüp yaşama geri döndüğüm gündü” diyor Robinson ve ekliyor, “Kelimenin tam anlamıyla neredeyse boynumu kırıyordum. Paul’un sırtına binmeye çalışıyordum ve o da koşmaya devam ediyordu. Gerçi oldukça da güzel bir fotoğraftı. Ray Allen bana deliymişim gibi bakıyor, Paul Pierce superman’lik yapıyor ve Kevin Garnett kalabalığın önünde eğiliyor. Oldukça epik bir resim.”
Robinson 2015’ten bu yana NBA’de bir maça çıkmadı ancak geri dönüş ihtimalini tamamen taca atmıyor. Şu sıralar BIG3’de boy gösteriyor.
“Eğlenceli geçiyor” diyor Küçük Enişte, “Sanki parkta veya salonda oynayacak yeterince oyuncu yok da 3’e 3 oynuyorsunuz gibi hissediyorsunuz. Nasıl basketbol oynayacağınızı öğrenirsiniz ve sonra gidip maç yaparsınız ya, onun gibi.”
BIG3 son olarak Garden’daydı ve Robinson 12 sayıyla oynadı. Takımı 7 maçta 5’inci galibiyetini aldı ve playoff’ları garantiledi.
Peki BIG3 sezonu Ağustos’ta bittiğinde Robinson ne yapacak?
Shams Charania, Robinson’ın Lübnan ekibi ile 1 yıllık sözleşme imzaladığını haber yapmıştı ancak Robinson, bu anlaşmayı NBA’den bir hazırlık kampı daveti alma umuduyla beklettiğini söylüyor.
NBA’de yer bulabilir mi bilinmez ama Robinson gelecek adına eğlence sektöründe bir kariyer yapmak istediğini söylüyor. Şu sıralar HOLDAT isimli bir podcasti eski takım arkadaşı Carlos Boozer ile birlikte yapıyor ve Uncle Drew filminde rol aldı.
“Eski ‘Life’ filminde Martin Lawrence ve Eddie Murphy gibi hissettim çünkü beni yaşlandırdılar. Yine kendimiz gibi davranmamız gerekiyordu ancak diğer tüm karakterler de bayağı bir makyaj yaptırdı.”
Robinson ilk olarak Uncle Drew reklamlarında oynamıştı. Ancak burada oynamak için de efor sarfetmiş. Robinson, Kyrie’nin başının etini yediğini ve rolü kaptığını söylüyor.
“Ona karşı oynadığım her maçta hatırlatıp duruyordum. Sürekli, ‘Nasıl gidiyor adamım? Bir sonraki Uncle Drew reklamında olmaya çalışıyorum’ diyordum. Sonra bir yaz Twitter’dan DM atmış. ‘Gerçekten oynamak istiyor muydun?’ diye. Ben de ‘Evet’ dedim. O da ‘Peki, bu yaz bir tane daha çekeceğiz ve senin de olmanı istiyorum’ dedi. Ben de kabul ettim ve böyle gelişmiş oldu her şey.”
Film yeşil ışık aldığında Irving bir daha Robinson’a ulaşmış.
“Yurt dışına gidip basketbol oynayacaktım ama haber gelince filmi çekmek için vazgeçtim. Birkaç teklif vardı ancak bunları reddettim, çünkü ‘Böyle fırsatlar kolay kolay ayağıma gelmez. Önce şu film anlaşmasını imzalayayım’ diye düşündüm. Daha sonra da arkama bakmadım zaten. Şimdi tüm çocuklar bana Boots diye sesleniyor ve bu eğlenceli bir şey. Bir lakabım daha oldu.”
Robinson film olur, TV dizisi olur, yayıncılık olur, her şeye ilgisi olduğunu belirtti. Profesyonel kariyerdeki hedeflerinin yanı sıra Robinson maceracı kalmaya çalışıyor. Yapılması gerekenler listesinde skydiving, Dünya’nın en korkutucu roller coaster’ına binmek ve scuba diving korkusunu yenmek varmış.
“Bunlar insanların benim yapmamı önemsemediği veya istemediği şeyler” diyor Robinson ve son kez ekliyor, “Tabii filmlerde olmak dışında.”
Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!